<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SAĞLIK arşivleri - Yedisu Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://www.yedisugazetesi.com/kategori/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yedisugazetesi.com/kategori/saglik</link>
	<description>Güncel Yedisu Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 Jan 2022 15:53:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Korona Virüs İlere Göre Vaka Sayısı</title>
		<link>https://www.yedisugazetesi.com/korona-virus-ilere-gore-vaka-sayisi-1240h.html</link>
					<comments>https://www.yedisugazetesi.com/korona-virus-ilere-gore-vaka-sayisi-1240h.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cermeli_12]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2022 15:53:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BİNGÖL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Corona]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yedisugazetesi.com/?p=1240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 8-14 Ocak tarihleri arasında illere göre Covid-19 vaka sayılarını açıkladı. Buna göre vaka sayısı her 100 bin kişide İstanbul&#8217;da 1571,46, Ankara&#8217;da 629,65, İzmir&#8217;de 714,29 oldu. Vaka sayısı bir önceki haftaya göre en çok artan 10 ilimiz ise şöyle; Bingöl, İstanbul, Bolu, Rize, Kocaeli, Erzurum, Ankara, Bilecik, Tunceli, Trabzon Lütfen kurallara uyalım, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/korona-virus-ilere-gore-vaka-sayisi-1240h.html">Korona Virüs İlere Göre Vaka Sayısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="auto">Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 8-14 Ocak tarihleri arasında illere göre Covid-19 vaka sayılarını açıkladı. Buna göre vaka sayısı her 100 bin kişide İstanbul&#8217;da 1571,46, Ankara&#8217;da 629,65, İzmir&#8217;de 714,29 oldu. Vaka sayısı bir önceki haftaya göre en çok artan 10 ilimiz ise şöyle; <strong>Bingöl</strong>, İstanbul, Bolu, Rize, Kocaeli, Erzurum, Ankara, Bilecik, Tunceli, Trabzon</div>
<div dir="auto">
Lütfen kurallara uyalım, risk değil tedbir alalım:</div>
<div dir="auto"><strong>* AŞI</strong></div>
<div dir="auto"><strong>* MASKE</strong></div>
<div dir="auto"><strong>* MESAFE</strong></div>
<div dir="auto"><strong>* TEMİZLİK</strong></div>
<div dir="auto"></div>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/korona-virus-ilere-gore-vaka-sayisi-1240h.html">Korona Virüs İlere Göre Vaka Sayısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yedisugazetesi.com/korona-virus-ilere-gore-vaka-sayisi-1240h.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1 metre karda müthiş mücadele</title>
		<link>https://www.yedisugazetesi.com/1-metre-karda-muthis-mucadele-1096h.html</link>
					<comments>https://www.yedisugazetesi.com/1-metre-karda-muthis-mucadele-1096h.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cermeli_12]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 14:58:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[1]]></category>
		<category><![CDATA[karda]]></category>
		<category><![CDATA[metre!]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[müthiş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yedisugazetesi.com/1-metre-karda-muthis-mucadele-1096h.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli'de zorlu kış şartlarında hastaneye gidemeyen hastalar için yollara düşen sağlık çalışanları, kar kalınlığının yer yer 96 santimetreye ulaştığı köylerde zorlu mesaisini sürdürüyor. Hastaneyi ev ortamına taşıyan sağlık çalışanları, aynı zamanda aşılama çalışmalarını da yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/1-metre-karda-muthis-mucadele-1096h.html">1 metre karda müthiş mücadele</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, kar ve soğuğa aldırmadan, zorlu kış şartlarında hastaneye gidemeyen hastalar için seferber oluyor. Hastane ortamını eve taşıyan, kentin en ücra köşelerine kadar hizmet götüren sağlık çalışanları, Kartepe&#8217;nin köylerinde de çalışmalarını sürdürdü.Kar kalınlığının zirvede 96 santimetreyi bulduğu Kartepe&#8217;de; Pazarçayırı, Sultaniye, Örnekköy ve Hanlar gibi ulaşım imkanları hava koşullarından dolayı güçleşen köylere giden ekipler, zorlu mesaisine devam ediyor. Yoğun buzlanma ve kardan dolayı araçların çıkamadığı noktalarda ekipler, kar engeline rağmen yürüyerek adrese ulaşıyor. Kentin bazı köylerinde kar kalınlığı yaklaşık 1 metreyi bulurken, sağlıkçılar zor şartlara rağmen özenle hastalara tedavi uyguluyor. Tedavilerin yanı sıra hastalara aşılama da yapılıyor.Uzun yıllardır evde sağlık hizmetlerini sürdüren Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü, 2021 yılında 39 bin 700 hastanın ayağına evde sağlık hizmeti götürdü. 2021 yılında ziyaret edilen ev sayısı ise 81 bin olarak kayıtlara geçti.&#8221;Yaz, kış, kar gibi şeyler bizim için geçerli değil&#8221;İl Sağlık Müdürlüğü&#8217;ne bağlı ekiplerden Kocaeli Devlet Hastanesi&#8217;nde Evde Sağlık Hizmetleri Birim Sorumlusu olarak görev yapan Filiz Aslan, hava koşullarının kendileri için engel teşkil etmediğini, özveriyle çalışmaya devam ettiklerini belirterek, &#8220;Biz evde sağlık ekipleri olarak hastaneye gidemeyen yaşlı veya hastaneye gitmeye engeli olan hastalar için hastane ortamını eve taşıyoruz. Hastaların muayenesini uyguluyoruz, tahlilleri varsa onları alıyoruz. Tıbbi bakımlarını yapıyoruz. Evde hastaya bakım yapanların daha iyi bakmaları için eğitimler veriyoruz. Kullandıkları tıbbi cihazları öğretiyoruz. Çünkü hasta yakınları da evde takibini yapıyorlar. Yaz, kış, kar gibi şeyler bizim için geçerli değil. Artı olarak aşı uygulamaları da yapıyoruz. Evde sağlık hizmetleri yaklaşık 2007 yılından itibaren kurulmaya başlandı. Uzun yıllardan beri bu hizmeti veriyoruz. Biz Kocaeli Devlet Hastanesi ekibi olarak ayda yaklaşık 500 hastaya, bin, bin 200 civarı ziyaret gerçekleştiriyoruz. 3 veya 4 ekiple çalışıyoruz” dedi.Mehmet Ekrem Ceylan &#8211; Cüneyt Önelge </p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/1-metre-karda-muthis-mucadele-1096h.html">1 metre karda müthiş mücadele</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yedisugazetesi.com/1-metre-karda-muthis-mucadele-1096h.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Öğretim Üyesi Koçer: &#8216;Covid geçiren hastalar mutlaka kontrole gitmeli&#8217;</title>
		<link>https://www.yedisugazetesi.com/dr-ogretim-uyesi-kocer-covid-geciren-hastalar-mutlaka-kontrole-gitmeli-1093h.html</link>
					<comments>https://www.yedisugazetesi.com/dr-ogretim-uyesi-kocer-covid-geciren-hastalar-mutlaka-kontrole-gitmeli-1093h.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cermeli_12]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 14:58:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Covid]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[geçiren]]></category>
		<category><![CDATA[gitmeli']]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Koçer:]]></category>
		<category><![CDATA[kontrole]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yedisugazetesi.com/dr-ogretim-uyesi-kocer-covid-geciren-hastalar-mutlaka-kontrole-gitmeli-1093h.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Bülent Koçer, Covid geçiren hastaların mutlaka 1 ay sonra ve 3 aylık periyotlar halinde bir hekime kontrole gitmelerini önererek, “6 ay da geçse akciğerde bir hasar bıraktığını görüyoruz ve bunların tedavileri de mutlaka uzman bir hekim tarafından gerekmekte” dedi.</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/dr-ogretim-uyesi-kocer-covid-geciren-hastalar-mutlaka-kontrole-gitmeli-1093h.html">Dr. Öğretim Üyesi Koçer: &#8216;Covid geçiren hastalar mutlaka kontrole gitmeli&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Konya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı ve Tıbbi Direktör Dr. Öğr. Üyesi Bülent Koçer, günümüzün güncel hastalığı olan Covid-19&#8217;un yeni bir varyantı Omicron&#8217;un çok hızlı yayıldığını belirtti. Türkiye&#8217;de çok yoğun vaka sayısına ulaşıldığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Bülent Koçer, “Günlük 64 bin, 65 bin vakalara kadar çıkıyoruz. Omicron daha hızlı yayılmasına rağmen Delta varyantına göre çok daha hafif seyrediyor. Hastaneye yatış oranlarımız biraz daha düşük. Ama yine de önlemler almamız gerekiyor. Özellikle maske kullanımı, toplu alanlara çok fazla girmemek ve el temizliği çok önemli” dedi.Hastalarda hastaneye yatış endikasyonunu nasıl yaptıklarını anlatan Bülent Koçer, “Özellikle zatürre varsa, ateşi yüksekse, kuru öksürüğü çok fazlaysa ve nefes darlığı oluyorsa biz bu hastaları hastaneye alıyoruz. Genelde semptomatik yani bir gribe benzer belirtiyle şu anda seyretmekte. Burun akıntısı, hafif ateş, öksürük, kas ve eklem ağrılarıyla hastalık kendini göstermekte. Mutlaka bu belirtileri hissedenlerin yine bir PCR testiyle bunu kontrol etmesini öneriyoruz. Sonrasında hastaların Covid geçirdikten sonra maalesef akciğer problemi olabiliyor. Akciğerde kalınlaşmalar başlıyor ve nefes darlığı gelişebiliyor ya da kalp-damar problemleri çıkabiliyor.Pankreasa da saldırabildiği için şeker hastalığı bir anda başlayabiliyor. O yüzden Covid geçiren hastaların mutlaka 1 ay sonra ve 3 aylık periyotlar halinde bir hekime kontrole gitmelerini öneriyoruz. Çünkü 6 ay da geçse akciğerde bir hasar bıraktığını görüyoruz ve bunların tedavileri de mutlaka uzman bir hekim tarafından gerekmekte” ifadelerini kullandı.“Hastalarımızı çok sıkı takip ediyoruz”Hastanede özellikle Covid vakalarında göğüs, dahiliye ve enfeksiyon hastalıkları bölümünde 3 poliklinikte hizmet vermeye çalıştıklarını aktaran Koçer, “Uzman hekimlerimiz tarafından Covid hastalarının tespiti yapıldıktan sonra durum değerlendirmesi yapılıyor. Eğer hastaların durumları ağır, yaşlı ve ek hastalığı varsa solunum yetmezliği, akciğer problemi, zatürre olanlar mutlaka tedaviye alınmak üzere hastanemizde özel ayrılmış bir kata yatırıyoruz ve orada tedavilerine başlıyoruz. Poliklinikte olan hastalarımızı da eğer semptomları çok hafifse, kan değerleri düzgünse o zaman evde izolasyon şeklinde tedavilerini veriyoruz. Çok sıkı takip ediyoruz. Sürekli arıyoruz ve onların da bizi aramasını istiyoruz. Çünkü bilindiği gibi 5. günden sonra vücutta ağır bir reaksiyon başlayabiliyor ve bu da hastanın ölümüne kadar giden bir sürece yol açabiliyor. O yüzden biz hastalarımızı sıkı takip ediyoruz” diye konuştu.Enver Furkan Çelebioğlu &#8211; İbrahim Yetkin </p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/dr-ogretim-uyesi-kocer-covid-geciren-hastalar-mutlaka-kontrole-gitmeli-1093h.html">Dr. Öğretim Üyesi Koçer: &#8216;Covid geçiren hastalar mutlaka kontrole gitmeli&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yedisugazetesi.com/dr-ogretim-uyesi-kocer-covid-geciren-hastalar-mutlaka-kontrole-gitmeli-1093h.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından uyarı: “Rahim ağzı kanserinde ileri dönem hastalarda tedavi şansı azalıyor”</title>
		<link>https://www.yedisugazetesi.com/uzmanindan-uyari-rahim-agzi-kanserinde-ileri-donem-hastalarda-tedavi-sansi-azaliyor-1087h.html</link>
					<comments>https://www.yedisugazetesi.com/uzmanindan-uyari-rahim-agzi-kanserinde-ileri-donem-hastalarda-tedavi-sansi-azaliyor-1087h.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cermeli_12]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 14:58:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[azalıyor']]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı!]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yedisugazetesi.com/uzmanindan-uyari-rahim-agzi-kanserinde-ileri-donem-hastalarda-tedavi-sansi-azaliyor-1087h.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl çok sayıda kadın rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybederken uzmanlar erken tanı noktasında uyarıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. İçten Olgu Bafalı: “Erken teşhis koyabildiğimiz rahim ağzı kanserli hastalar tedavi sonrasında normal hayatlarına devam edebiliyorlar. Rahim çoğu zaman korunabiliyor ama ileri dönem hastalarda başarı ve tedavi şansı azalıyor” dedi.</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/uzmanindan-uyari-rahim-agzi-kanserinde-ileri-donem-hastalarda-tedavi-sansi-azaliyor-1087h.html">Uzmanından uyarı: “Rahim ağzı kanserinde ileri dönem hastalarda tedavi şansı azalıyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de yılda 3 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konurken yaklaşık bin 500 kadın bu hastalıktan dolayı hayatını kaybediyor. Her yıl Ocak ayının ‘Rahim Ağzı kanseri Farkındalık Ayı&#8217; olarak belirlenmesi nedeniyle bu konuya dikkat çekmek ve erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla birçok çalışma yapılıyor. Dünyada kadınlarda meme kanseri ve kalın bağırsak kanserinden sonra üçüncü, Türkiye&#8217;de ise görülme oranı olarak 9&#8217;uncu sırada yer aldığı belirtilen rahim ağzı kanserine ilişkin Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisi&#8217;nden Opr. Dr. İçten Olgu Bafalı önemli açıklamalarda bulundu.&#8221;Rahim ağzı kanseri önlenebilen bir kanser türü&#8221;Rahim ağzı kanserinin erken teşhisle tedavi edilebildiğine dikkat çeken Opr. Dr. İçten Olgu Bafalı: “Rahim ağzı (Serviks) kanseri genç kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden bir tanesidir. Ocak ayı rahim ağzı kanserine farkındalık ayı olduğu için iki noktayı vurgulamak istiyorum. Birincisi rahim ağzı kanseri önlenebilen bir kanser türüdür. Çünkü aşımız mevcut. İkincisi ise rahim ağzı kanseri taranabilen bir kanser türüdür. Dolayısıyla erken tanısı ve teşhisi mümkündür” dedi.Rahim ağzı kanserine sebep olan faktörler arasında en önde gelen faktör HPV (Human Popullama Virüsü) olduğunu kaydeden Bafalı: “ Bu virüs cinsel yolla bulaşan bir virüs türüdür ve çeşitli alt tipleri vardır. HPV virüslerinden tip 6 ve 11 genital siğillere sebep olurken, tip 16 ve 18 rahim ağzı kanserinden sorumlu tutulmaktadır. Bu 4 tip HPV virüsü içerisinde ülkemizde var olan dörtlü aşı korumada fayda gösterme ve rahim ağzı kanserine karşı önleyicidir” şeklinde konuştu.En önemli faktör &#8220;Tarama&#8221;Rahim ağzı kanserinde risk faktörlerinden en önemlisinin HPV virüsü olduğunu kaydeden Bafalı: “Öncelikle en önemli risk faktörü HPV virüsüdür. Bu nedenle tarama çok önem teşkil eder. 2 tip tarama tipimiz mevcuttur. Birincisi HPV DNA taraması, ikincisi smear testi ile tarama. Ülkemizde bu tarama testleri hastanelerin yanı sıra aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinin ketem bölümlerinde yapılmakta. 30 yaşını dolduran her sağlıklı kadın 5 yılda bir HPV DNA testi, 3 yılda bir de smear testi ile mutlaka bu merkezlerde taramaya gitmelidir. Herhangi bir bulgu vermese dahi erken tarama; erken tanı demek. O yüzden bunlarla ilgili her kadın jinekolog poliklinik muayenelerini ihmal etmemelidir” açıklamasında bulundu.&#8221;Erken teşhisin önemi&#8221;Erken teşhisin önemine vurgu yapan Bafalı: “Erken teşhis konulan hastalarda tedavi sadece rahim ağzının çıkarılmasıyla sınırlı kalabilmekteyken, eğer teşhiste gecikirsek ileri evre kanserlerde buna ilaveten ışın tedavileri, kemoterapiler eklenmekte ve başarı şansı azalmaktadır. Rahim kanseri ve yumurtalık kanserinde tarama yöntemleri serviksle olduğu kadar elimizde rahatça uygulayabildiğimiz yöntemler değil. Ancak rahim ağzı kanserinin taraması ve erken teşhisi daha kolay yapılabildiğinden sonuçlar daha başarılı. Erken teşhis koyabildiğimiz rahim ağzı kanserli hastalar tedavi sonrasında normal hayatlarına devam edebiliyorlar. Rahim çoğu zaman korunabiliyor. Bazı hastalar erken teşhis edildiyse doğurganlıkları devam edebiliyor. Ama ileri dönem hastalarda başarı ve tedavi şansı azalıyor. Hastalarımız smear testinden korkmasınlar. Çünkü smear testi poliklinik şartlarında uygulanabilen gayet kolay uygulanan ağrısız sızısız bir testtir. Unutmayalım ki erken tanı hayat kurtarır” şeklinde konuştu.Selim Bayraktar &#8211; Furkan Duman &#8211; Hasan Tik </p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/uzmanindan-uyari-rahim-agzi-kanserinde-ileri-donem-hastalarda-tedavi-sansi-azaliyor-1087h.html">Uzmanından uyarı: “Rahim ağzı kanserinde ileri dönem hastalarda tedavi şansı azalıyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yedisugazetesi.com/uzmanindan-uyari-rahim-agzi-kanserinde-ileri-donem-hastalarda-tedavi-sansi-azaliyor-1087h.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyun fıtığının yaş ortalaması gençlere kadar düştü</title>
		<link>https://www.yedisugazetesi.com/boyun-fitiginin-yas-ortalamasi-genclere-kadar-dustu-1088h.html</link>
					<comments>https://www.yedisugazetesi.com/boyun-fitiginin-yas-ortalamasi-genclere-kadar-dustu-1088h.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cermeli_12]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 14:58:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[düştü]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığının]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[ortalaması]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yedisugazetesi.com/boyun-fitiginin-yas-ortalamasi-genclere-kadar-dustu-1088h.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemlerde boyun fıtığındaki yaş ortalamasının gittikçe düştüğü, gençlere kadar gerilediği bildirildi. Buna sebep ise yanlış cep telefonu kullanımı olduğu ortaya çıktı.</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/boyun-fitiginin-yas-ortalamasi-genclere-kadar-dustu-1088h.html">Boyun fıtığının yaş ortalaması gençlere kadar düştü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Akyüz, “Başımızın boynumuz üzerindeki ağırlığı 5 kilogramken, öne doğru eğdiğimiz zaman yaklaşık 20-25 kilograma kadar ağırlık oluyor, bu da boynumuzda ciddi bir travma ve boyun fıtığı riski ortaya çıkartıyor” diyerek, gençlere uyarılarda bulundu.Günümüz çağında iletişimin vazgeçilmezi haline gelen cep telefonunun yanlış kullanımı, boyun fıtığına yol açıyor. Boyun fıtığı vakalarında yaş ortalamasının son dönemlerde oldukça düştüğü, buna sebep olarak ise cep telefonunu daha sık ve uzun süre kullanan gençlerin, boyunlarını öne eğerek kullanımı olduğu belirtildi. Memorial Hastanesi&#8217;nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Akyüz, bel ve boyun fıtığı hakkında bilgilendirmelerde bulundu.“Her 10 bel fıtığından bir tanesi cerrahiye adaydır”Bel fıtığının, toplumda her iki kişiden birinin hayatı boyunca rastlayabileceği bir durum olduğunu belirten Akyüz, hastaların genellikle bacak ağrısıyla doktora başvurduklarını söyledi. Başvuru sonrası asıl problemin tedavi süreciyle ilgili olduğuna dikkati çeken Akyüz, “Bu tedavi nörolojik muayene ile ortaya konmaktadır. Hastada var olan nörolojik defisitler, bizim hangi tedavi yöntemini seçeceğimiz yönünde belirleyicidir. Her 10 bel fıtığından bir tanesi cerrahiye adaydır. Geri kalan yüzde 90&#8217;ı cerrahi dışı tedavi yöntemleriyle tedavi edilmektedir” diye konuştu.“Tedavi edilmemesi en büyük tehlike”Bel fıtığına sebep olarak, omurganın yük altına girmesi, sürekli oturma pozisyonu, uzun süre araç kullanımı sırasında omurganın strese maruz kalması gibi maddeleri sıralayan Akyüz, ağır yük taşıyan kişilerin de bu riski taşıdığını vurguladı. Akyüz, bacak ya da beldeki ağrıların tedavi edilmezse kalıcı olabileceğine de işaret ederek, “Fizik tedavi, diğer tedavi yöntemleri veya cerrahi tedavi yapılsa bile geri dönmeyebilir. En büyük tehlike bu” dedi.Alternatif tedavi uyarısıTedavi öncesi ya da sonrasında memnun kalmayıp alternatif tedaviye yönlenmenin son derece yanlış olduğunu kaydeden Akyüz, “Çoğu kişi denetimsiz bir şekilde, usta çırak ilişkisiyle öğrendikleri yanlış yöntemlerle halkı maalesef ciddi nörolojik sıkıntılara maruz kalacak düzeyde bir takım hareketlerle, hastaların bel fıtıklarını düzelttiklerini söylüyorlar. Ancak nörolojik yaralanma riskleri çok fazla. Mümkün olduğu kadar halkımıza bilimsel gerçeklerden uzaklaşmamasını, bu işle ilgili doktor arkadaşlar tarafından tetkik ve tedavisini yaptırmasını öneririm. O bölgedeki egzersizler, ısıtmalar ve manevralarla bel ağrısının geçtiğini söylüyorlar. Ama hiçbir bilimsel kanıtı yok. Yaptıkları işlerle hastaların tedavi edildiğine yönelik hiçbir bağlantı yok. Hastalar daha çok yanlış tedavilerle, ciddi nörolojik kayıplara ortaya çıkan sıkıntılar yaşayabilir. Bunun esas sebebi bence alternatif tedavi yöntemler arayışı. Hastaların bir bölümünde ortaya çıkan cerrahilerden sonra, hastaların olumsuz tedavi durumlarda, birbirlerini aralarındaki iletişim, farklı alanlara kaymalarını sağlayabiliyor” ifadelerini kullandı.“Özellikle gençlerde son derece artmaya başladı”Son olarak boyun fıtığı konusuna değinen Akyüz, günümüzde boyun fıtığının yaş ortalamasının gençlere kadar indiğini bildirdi. Akyüz, şunları söyledi:“Boyun fıtığında özellikle günümüzde bankacılarda, devamlı olarak bilgisayar kullananlarda ve çağımızın sıkıntısı cep telefonu kullanımlarında, boynun öne doğru yanlış pozisyonda olması, en önemli etken. Özellikle gençlerde son derece artmaya başladı. Bunun da nedeni, cep telefonu kullanırken yanlış pozisyonda kullanılması. Başımızın öne doğru eğik pozisyonda kalarak yer çekimine maruz kalmasıdır. Gelen gençlere söylüyoruz, ‘cep telefonu kullanırken başınızı öne doğru eğmeyin, yer çekimine maruz kalmasın&#8217; diye. Çünkü başımızın boynumuz üzerindeki ağırlığı 5 kilogramken, öne doğru eğdiğimiz zaman yaklaşık 20-25 kilograma kadar ağırlık oluyor, bu da boynumuzda ciddi bir travma riski ve boyun fıtığı riski ortaya çıkartıyor”.Suat Metin &#8211; Ahmet Serdar Eser </p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/boyun-fitiginin-yas-ortalamasi-genclere-kadar-dustu-1088h.html">Boyun fıtığının yaş ortalaması gençlere kadar düştü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yedisugazetesi.com/boyun-fitiginin-yas-ortalamasi-genclere-kadar-dustu-1088h.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık turizmi ivme kazanmaya devam ediyor</title>
		<link>https://www.yedisugazetesi.com/saglik-turizmi-ivme-kazanmaya-devam-ediyor-1084h.html</link>
					<comments>https://www.yedisugazetesi.com/saglik-turizmi-ivme-kazanmaya-devam-ediyor-1084h.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cermeli_12]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 14:58:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[ivme]]></category>
		<category><![CDATA[kazanmaya]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Turizmi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yedisugazetesi.com/saglik-turizmi-ivme-kazanmaya-devam-ediyor-1084h.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de son yıllarda hızla büyüyen sağlık sektörü, yine bir uluslararası ödüle layık görüldü.</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/saglik-turizmi-ivme-kazanmaya-devam-ediyor-1084h.html">Sağlık turizmi ivme kazanmaya devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu alanda faaliyet gösteren Türk kuruluşları Avrupa&#8217;dan ödül almaya devam ediyor. İngiliz Global Health And Pharma isimli sağlık kuruluşunun düzenlediği “Yılın En İyi Kliniği” ödülünü alan Akva Dent Genel Müdürü Ümit Efe, “Aynı hassasiyetle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.Efe, &#8220;İngiltere&#8217;de bir firma tarafından verilen bu ödülün, yapmış olduğumuz işin profesyonel anlamda ne kadar doğru olduğuna ve uluslararası alanda ne kadar değer gördüğünün bir ifadesi olduğunu düşünüyorum. Özellikle Avrupa&#8217;da ve İngiltere&#8217;de bu anlamda ödüller almak bizim için çok değerli. Bu ödülün bizim için en büyük anlamı, işimizin karşılığını görebiliyor olmamız ve insanların bunu fark ediyor olmasıdır. Biz Sağlık Bakanlığı tarafından Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi verilmiş, GCR tarafından Sağlık Turizmi Firması olarak akredite edilmiş bir kuruluşuz. Bizim için önemli olan kişilerin sağlığı ve biz de bu konuda hassasiyet göstererek, doğru tedavinin doğru hekimlerle alınması için yolumuza devam edeceğiz. Devletimiz bize çok ciddi destek veriyor. Bununla birlikte biz de bugünlere geldik ve çok daha iyi noktalara hızla devam edeceğiz&#8221; dedi.Hakan Polat &#8211; Mert Yıldırım</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/saglik-turizmi-ivme-kazanmaya-devam-ediyor-1084h.html">Sağlık turizmi ivme kazanmaya devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yedisugazetesi.com/saglik-turizmi-ivme-kazanmaya-devam-ediyor-1084h.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın madalyalı Masmana&#8217;dan kanser hastalarına büyük destek</title>
		<link>https://www.yedisugazetesi.com/altin-madalyali-masmanadan-kanser-hastalarina-buyuk-destek-1081h.html</link>
					<comments>https://www.yedisugazetesi.com/altin-madalyali-masmanadan-kanser-hastalarina-buyuk-destek-1081h.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cermeli_12]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 14:58:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[madalyalı]]></category>
		<category><![CDATA[Masmana'dan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yedisugazetesi.com/altin-madalyali-masmanadan-kanser-hastalarina-buyuk-destek-1081h.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>İtalya'da düzenlenen zeytinyağı yarışmasında altın madalyanın sahibi olan Masmana, internet satışlarından elde edeceği cironun bir kısmını Türk Kanser Derneği’ne bağışlayacak.</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/altin-madalyali-masmanadan-kanser-hastalarina-buyuk-destek-1081h.html">Altın madalyalı Masmana&#8217;dan kanser hastalarına büyük destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ürettiği “Erken hasat zeytinyağı” ile İtalya&#8217;nın Milano kentinde düzenlenen ve ünlü İtalyan Gurme Gino Celletti tarafından yönetilen Monocultivar Olive Oil ( (Tek çeşit zeytinden üretilen zeytinyağı) yarışmasında altın madalya kazanan Masmana Türk Kanser Derneği aracılığıyla, internet satışlarından elde edeceği gelirin bir bölümünü Türk Kanser Derneği&#8217;ne bağışlayarak, kanser hastalarının tedavisine destek oluyor. Altın madalya ödülü bulunan zeytinyağı Masmana&#8217;nın kurucu ortağı Ayşegül Kaplan Hayta, &#8220;Son iki yıldır, bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi hepimiz için bir tehdit oluşturmaktadır. Ancak,bu tehdit, 60 yaş üstü ve kronik hastalığı bulunan bireyler için daha üst seviyede seyretmektedir. Kanser hastalarını da bu yüksek risk grubu içerisinde yer almaktadırlar. Hastanelerde yaşanan yoğunluklar nedeniyle kanser hastalarının tedavilerinde bazen aksamalar yaşanmakta ve bazı tedavilerin özel hastanelerde sürdürülmesi gerekebilmektedir. Ancak hastalar tedavi masraflarını karşılamada zorlandığı için desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Kanser hastalarının bu süreçte tedaviye erişimde toplum olarak hepimize önemli görevler düşüyor. Biz de Masmana olarak bu sürece katkı sağlamak amacıyla bu çalışmayı başlatmış bulunuyoruz. Polifenöllü zeytinyağının kanser başta olmak üzere pek çok hastalığı iyi geldiği bilinmektedir. Kilis Yağlık Zeytin Çeşidi&#8217; de polifenol içerik açısından oldukça zengin bileşenlere sahiptir. Bu çalışma, Masmana&#8217;nın kurumsal yönetim anlayışı, sürdürülebilirlik ve kurumsal sorumluluklarıyla ilgili çalışmalardan birini oluşturmaktadır” dedi.Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman, tedavileri devam eden kanser hastalarına destek olan Masmana&#8217;ya teşekkür etti. “Duruman, kanser hastaları uzun soluklu tedaviye ihtiyaç duymaktadırlar ve bu süreç zorluklarla dolu bir süreçtir. Özellikle &#8216;Covid-19 pandemidönemi,kanser hastaları açısından büyük risk oluşturduğu gibi, titizlikle takip edilmesi gereken tedavi protokollerini de sekteye uğrattı. Maddi ve manevi çöküntü yaşatan bu hastalara her türlü destek çok önemlidir. Masmana ailesi, İstanbul&#8217;a tedavileri için sevk edilen ve tedavi süreçlerinde ücretsiz olarak konaklayan hastalarımız için de yüksek polifenöllü zeytinyağı bağışı da yapmaktadır. Virüs nedeni ile zor günler geçiren kanser tedavisi gören hastalarımıza duyarlılık göstererek örnek teşkil eden Masmana Ailesi&#8217;ne teşekkür ederiz&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/altin-madalyali-masmanadan-kanser-hastalarina-buyuk-destek-1081h.html">Altın madalyalı Masmana&#8217;dan kanser hastalarına büyük destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yedisugazetesi.com/altin-madalyali-masmanadan-kanser-hastalarina-buyuk-destek-1081h.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Başkasının dertlerini dinlemek beyni güçlendiriyor&#8217;</title>
		<link>https://www.yedisugazetesi.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor-1078h.html</link>
					<comments>https://www.yedisugazetesi.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor-1078h.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cermeli_12]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 14:58:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Başkasının]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[dertlerini]]></category>
		<category><![CDATA[dinlemek]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yedisugazetesi.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor-1078h.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>İş, okul, ev değişiklikleri ya da eş, sevgili gibi ayrılıklarda insanların yaşadığı değişimlerin bilişsel esneklik açısından önemli olduğunu söyleyen Nöroloji ve Sinirbilim Uzmanı Doç. Dr. Selen Gür Özmen, “Bir başkasının problemlerini dinleyerek, o deneyimleri yaşamadan da çözümlere ulaşma şansımız var. Sorunlar karşısında geliştirilen bu deneyim de bilişsel esnekliğe neden olarak beyni güçlendirir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor-1078h.html">&#8216;Başkasının dertlerini dinlemek beyni güçlendiriyor&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pandemiyle birlikte bireysel aktiviteler artarken, bireyselliğin beyne etkisi ise uzun vaade de iyi sonuçlar getirmiyor. Uzmanlar, rutinlerin beynin bir tür düşmanı olarak tarif ederken, sorunlar karşısında kolay yolu seçmek de beyindeki sınırlı sayıda bulunan sinir hücrelerini daha az işe yarar hale gelmesine neden olduğunu belirtiyor. Rutinlerinden şaşmayan insanların daha fazla unutkanlık, bilişsel sorunlar, depresyon ve anksiyeteyle mücadele ettiğini ifade eden Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Nöroloji Uzmanı ve Sinirbilimci Doç. Dr. Selen Gür Özmen, bir başkasının sorunlarını dinlemenin de beyne yararlı olduğunu söyleyerek, beyni geliştiren maddeleri sıraladı.“Rutinler beynin düşmanı”Beynin rutinleri evrimsel olarak tercih ettiğini ifade eden Doç. Dr. Selen Gür Özmen, kişinin kendisini daha güvende hissedebilmesi için genelde kolay yolu seçebildiğini söyledi. Selen Gür Özmen, bu kolay yolun beyindeki sınırlı miktarda bulunan hücreleri daha az işe yarar hale getirdiğini ve beynin birbirleriyle bağlantı yollarını kapattığını söyleyerek, “Bu kayıpta, kişi ileride herhangi bir hasar durumuyla karşılaştığında, daha az bağlantıyla bu savaşa girmek zorunda kalıyor. Eğer biz rutinden çıkarak beyin hücreleri nöronlar arası sinaptik bağlantı yollarını arttırırsak, bu yolları ne kadar açar ve sürekli kullanmaya devam edersek, beyin için o kadar iyi olacaktır. İkincisi ise nasıl ki insan vücudu bir jimnastik altyapısı olduğunda herhangi bir başka spor dalıyla uğraşmaya çok daha müsaitse beyin de aynı şekildedir. Beynin jimnastik yaptığını ve daha fazla alt bağlantı oluşturduğunu düşünelim. Yani bu farklı bilişsel fonksiyonlarımızı farklı sentezlerde kullanmak, kısa uzun süreli hafızayı aktif tutmak, problem çözme yeteneğimizi geliştirmiş olmak ve bilişsel olarak esnek yapıyı muhafaza etmiş olmaktır. Farklı perspektiften bakmamızı sağlayan zihin teorisi dediğimiz bir durum var. Bunu farklı insanlarla sosyal entegrasyonlarla çalıştırarak sağlarız. Bunun dışında planlama, organize etme yeteneğimizi sürekli aktif tutmak önemlidir. Yani tüm bu bilişsel fonksiyonları süreklilik itibariyle çalıştırırsak, ileride beklenmedik rutini bozan bir durumla karşılaştığımızda çok daha fazla altyapıya sahip olup, çok daha kolay çözümler, bağlantılar kurabiliriz. Rutin bu anlamda iyi değil. Rutinden şaşmayan insanlarda daha fazla unutkanlık, bilişsel sorunlar, daha erken yaşta hayatta zorluklarla başa çıkamama, depresyona ve anksiyeteye daha meyilli olma gibi durumlar mevcut. Yani beynin daha fazla aktif kullanılması, hem psikolojik hem de nörolojik hastalıklardan uzak kalınmasına neden olmaktadır” dedi.“Başkalarının sorunlarını dinlemek beynin işlevini arttırıyor”Bir başkasını dinlemenin bilişsel esneklik konusuyla ilgili olduğunun altını çizen Özmen, şunları söyledi; “Bilişsel olarak esnek olmak, farklı durumlar karşısında farklı çözümleri üretebilmeyi anlatır. Daha önce işe yarar bir çözüm artık işe yaramıyorsa yeni bir alternatif üretebilmeyi ya da başka bir konuda, problemde kullandığımız çözümü tamamen başka bir konu ve başka bir durum karşısında kullanılabilir hale getirmek olarak görebiliriz. Bütün bunları ve de bunları hızlı ve başkalarına ihtiyaç duymadan yapabilmek bilişsel esnekliktir. Bir de dış faktörlere adapte olabilmek, iş, okul, ev vb. gibi değişimler aynı zamanda eş ya da sevgili ayrılıkları insanın hayatındaki önemli değişimlerdir. Tüm bunlara adapte olabilmek, bilişsel esnekliktir, adapte olamamak da katılıktır. Sonuçta hayatta yaşamadığınız birçok alternatif bulunmakta. Bu alternatifleri başkalarının deneyimlerini dinleyerek, okuyarak, gözlemleyerek o deneyimleri yaşamadan da çözümlere ulaşma şansımız var. Daha önce başkasının anlattığı, yaşadığı bir çatışma veya problemde, alternatif yolların nasıl sonlara ulaştığının biz başkalarından dinler, öğrenir ve sindirirsek aynı problemle karşılaştığımızda, alternatif çözümlerin nelere yol açtığını daha önceden bildiğimiz için çok daha kolay doğru yolu seçme ve yönlenme şansımız olabilir”Fiziksel aktiviteler, hafızamızı güçlendiriyorFiziksel aktiviteler ile zihinsel egzersiz arasında ciddi bir ilişki olduğunu dile getiren Özmen, uyku öncesi ve sakin olduğumuz zamanlarda öğrenmeye daha kapalı olunduğunu ve hareketli olunan anlarda ise üreticiliğin arttığını söyledi. Özmen son olarak şunları ifade etti; “Bir sempatik bir de parasempatik sinir sistemiz var. Sempatik sinir sistemimiz, savaş ya da kaç mekanizmasıdır. Yani bir savaş karşısında ya bununla savaşacağız ya koşarak kaçacağız ya da donup kalacağız. Parasempatik sinir sistemimiz ise sindir ve dinlen. Yani genelde yemek yedikten sonra sindirim hücrelerimizin, organlarımızın aktife olduğu sindirime başladığı süreçtir ve biz bunu bilinçsiz yapıyoruz. Bu otonom durumlardan sempatik sinir sistemi, hareketli bağlantılı durumlarda aktive olmaktadır. Yani egzersiz de bunlardan birisi. Egzersiz sırasında evrimsel olarak da sanki aslında bir tehlike varmış ve biz bu tehlike karşında savaşmaya ya da kaçmaya hazırlanıyormuşuz gibi ortam sağlıyor. Günümüz modern dünyamızda da egzersiz yaptığımızda da sempatik sinir sistemimiz daha aktive oluyor. Yani sanki bir hafif bir tehlikeyle karşılaşmışız gibi oluyoruz. Evrimsel olarak da otonom sisteminin bu aktivasyonu sırasında öğrenmeye daha açık hale geliyoruz. Bu bizim otomatik olarak zihnimizde gerçekleşen bir aktivite yani uykuya hazırlanıldığında ya da sindirime geçtiğiniz ya da sakin olduğunuz zamanlarda öğrenmeye çok açık değilizdir. Çünkü o dinlenme ve uykuya hazırlıktır. Öğrenmeye açık olduğumuz zamanlar, daha uyanık ve hafif tehlikelinin var olduğu durumlardır. O yüzden günlük fiziksel aktiviteler, vücuda ve iç organlara yararlarının yanı sıra zihinsel egzersiz anlamında da hafızamızın güçlendiği öğrenmeye meyilimizin arttığı ve bilinçsel fonksiyonlarımızın, dikkatimizin, tüm problem çözme yeteneklerimizin arttığı bir dönemdir. Ayrıca oluşturucu bir dönemdir. Fikirlerin, çözümlerin akla geldiği bir dönemdir. O yüzden fiziksel egzersizi aslında zihinsel egzersiz için de öneriyoruz”</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor-1078h.html">&#8216;Başkasının dertlerini dinlemek beyni güçlendiriyor&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yedisugazetesi.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor-1078h.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde diş bakımı 6 aylıkken başlamalı</title>
		<link>https://www.yedisugazetesi.com/bebeklerde-dis-bakimi-6-aylikken-baslamali-1075h.html</link>
					<comments>https://www.yedisugazetesi.com/bebeklerde-dis-bakimi-6-aylikken-baslamali-1075h.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cermeli_12]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 14:58:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[6]]></category>
		<category><![CDATA[aylıkken]]></category>
		<category><![CDATA[bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[başlamalı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[dış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yedisugazetesi.com/bebeklerde-dis-bakimi-6-aylikken-baslamali-1075h.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebeklerde henüz 6 aylıkken çıkan ilk dişlere yapılacak olan düzenli bakım ve kontroller, gelecekte oluşabilecek sorunlara karşı da koruma sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/bebeklerde-dis-bakimi-6-aylikken-baslamali-1075h.html">Bebeklerde diş bakımı 6 aylıkken başlamalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konuyla ilgili bilgilendirme yapan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Pedodonti Uzmanı Dr. Beyza Alkaç Ekici, &#8220;Bebekler henüz 6-8 aylıkken yani ilk dişleri çıkar çıkmaz ağız temizliğine başlanmalı&#8221; ifadeleriyle anne babaları uyardı.Anne babalar, çocuklarının sağlığı için her ayrıntıya dikkat ediyor. Vitaminler, mineraller ihmal edilmiyor. Ancak kimi zaman, tüm vücut sağlığını yakından ilgilendiren dişler ihmal ediliyor. “Süt dişleri nasıl olsa değişecek” diyerek çürüyen dişlerin tedavi edilmemesinin kalıcı sorunlara yol açabileceğine dikkat çeken Acıbadem Eskişehir Hastanesi Pedodonti Uzmanı Dr. Beyza Alkaç Ekici, “Bebekler henüz 6-8 aylıkken yani ilk dişleri çıkar çıkmaz ağız temizliğine başlanmalı. Kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce diş yüzeyleri ıslatılmış temiz bir tülbent veya gazlı bez yardımıyla temizlenebilir” diyor. Çocukların sağlıklı ağız ve diş yapısı için altı ayda bir kontrole götürülmesi de vurgulayan Dr. Beyza Alkaç Ekici, böylece diş hekimi fobisinin de önlenebileceğini söylüyor.Süt dişleri konuşmada da etkiliAğız hastalıkları en sık rastlanan kronik hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya nüfusunun yüzde 90&#8217;ında çürük ve diş eti hastalıkları gibi sorunların görüldüğünü söyleyen Dr. Beyza Alkaç Ekici, “Ne yazık ki çocuklarda da durum farklı değildir. Oysa çocukların diş sağlığı da yetişkinlerinki kadar önemlidir” diyor. İlk dişlerin genellikle 6. aydan itibaren çıktığını ve süt dişi olarak tanımlandığını, bebeğin beslenmesinin yanı sıra konuşmasında da önemli rol oynadığını anlatan Dr. Beyza Alkaç Ekici, şu ifadelerde sözlerine devam etti:“Çürük süt dişleri, beslenme esnasında ağrıya neden olur. Bu da yemek yemeden kaçınmayı beraberinde getirir. Ayrıca bebekler diş yapısındaki bozukluklara bağlı olarak bazı sesleri çıkarmakta güçlük çekebilir. Yine çürük dişler boyut kaybına bağlı olarak kalıcı dişler için gereken boşluğu tutamaz hale gelebilir. Bu durumlar ileride oluşabilecek yer darlığına davetiye çıkarabilir. Erken çocukluk çağı çürükleri, sadece ağız sağlığını değil genel sağlığı da etkiler. Tedavi edilmeyen diş çürükleri romatizmadan kalp hastalıklarına kadar birçok sağlık sorununa da yol açabilir.”Şeker ve asit içerikli yiyecekler baş düşmanÖzellikle şeker ve asit içerikli beslenme, yetersiz ağız hijyeni alışkanlıkları ve koruyucu uygulamalardan yeterli faydalanmama gibi etmenlerin çürük gelişiminde başrol oynadığını ifade eden Dr. Beyza Alkaç Ekici, “Bebeklik çağından itibaren çocukların ağız-diş sağlığı, çene-yüz bölgesi gelişimi takip edilmeli, koruyucu önlemlerle çocuklarda çürük oluşmamasına dikkat edilmeli” dedi.Önemli olan diş fırçalama alışkanlığıdırBebeklikten başlayan diş temizliğine, çocukların arka dişlerinin çıkmasından itibaren yani 2 buçuk veya 3 yaşından sonra diş fırçası da ekleniyor. Okul öncesi dönemdeki çocukların uygun tekniklerle dişlerini fırçalamasının güç olduğunu belirten Dr. Beyza Alkaç Ekici, “Bu yaşlarda önemli olan çocuğa diş fırçalama alışkanlığını edindirmek. Küçük çocuklar genellikle dişlerinin görünen ve kolay ulaşılan kısımlarını fırçalıyor. Çürükleri önlemek için dişlerin arasının ve üst yüzeylerinin temizlenmesi gerektiği için anne baba kontrolü önem taşıyor” ifadelerini kullandı.Çocuklarda diş çürümesinin önlenmesi için sağlıklı beslenme ve düzenli ağız bakımının yapılması gerekenlerin başında geldiğini kaydeden Dr. Beyza Alkaç Ekici, uygulanabilecek yöntemler hakkında da şunları söyledi:“Diş çürükleri genellikle azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerinde bulunan ve fissür olarak tanımlanan oluklarda başlamaktadır. Bu olukların ‘fissür örtücü” malzemeyle kapatılması ile yemek artığı ve diş dokusu arasındaki temas önlenmekte ve böylece çürük gelişim riski azaltılmaktadır.” Ali Furkan Çetiner</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/bebeklerde-dis-bakimi-6-aylikken-baslamali-1075h.html">Bebeklerde diş bakımı 6 aylıkken başlamalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yedisugazetesi.com/bebeklerde-dis-bakimi-6-aylikken-baslamali-1075h.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş dolgusu yaptırmak isterken çene bölgesinde kist olduğunu öğrendi</title>
		<link>https://www.yedisugazetesi.com/dis-dolgusu-yaptirmak-isterken-cene-bolgesinde-kist-oldugunu-ogrendi-1072h.html</link>
					<comments>https://www.yedisugazetesi.com/dis-dolgusu-yaptirmak-isterken-cene-bolgesinde-kist-oldugunu-ogrendi-1072h.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cermeli_12]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 14:58:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde:]]></category>
		<category><![CDATA[çene]]></category>
		<category><![CDATA[dış]]></category>
		<category><![CDATA[dolgusu]]></category>
		<category><![CDATA[isterken]]></category>
		<category><![CDATA[kist]]></category>
		<category><![CDATA[öğrendi']]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[yaptırmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yedisugazetesi.com/dis-dolgusu-yaptirmak-isterken-cene-bolgesinde-kist-oldugunu-ogrendi-1072h.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çenesinde bulunan 7,5 santimetrelik kist için gittiği birçok sağlık merkezinden olumsuz dönüş alan Tuğçe Tüfek, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Diş Hekimliği Fakültesi’nde sağlığına kavuştu.</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/dis-dolgusu-yaptirmak-isterken-cene-bolgesinde-kist-oldugunu-ogrendi-1072h.html">Diş dolgusu yaptırmak isterken çene bölgesinde kist olduğunu öğrendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir&#8217;de yaşayan 18 yaşındaki Tuğçe Tüfek, yıllar önce dolgu yaptırmak için gittiği bir hastanede çene bölgesinde kist olduğunu öğrendi. Başvurduğu birçok hastanede kistin doğuştan var olduğu ve tedavisinin yapılamayacağını söylenerek geri çevrildi. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi&#8217;ne gelen Tuğçe Tüfek, ilk kez olumlu dönüş alınca tedavi sürecine başladı. Çene bölgesinde sağdan sola uzanan 7,5 santimetrelik kist için iki aşamalı başlatılan tedavide ilk önce küçültme operasyonu yapıldı. Uzun soluklu takip ve kontrollerin ardından tedavinin üçüncü yılında küçülen kistin alınması için bıçak altına yatan Tuğçe Tüfek, başarılı bir operasyonla sağlığına kavuştu.“Yapamayacaklarını söyleyerek başka şehirlerdeki hastanelere yönlendirdiler”Eskişehir&#8217;de gittiği birçok tedavi merkezinden geri çevrilerek başka şehirlerdeki hastanelere yönlendirilen Tuğçe Tüfek, ESOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi&#8217;nde tedavi sürecine girdi. Kist küçültme operasyonlarından sonra yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuşan 18 yaşındaki Tüfek, “Çenemdeki kisti bir dolgu sayesinde öğrendim. Doğuştan olduğunu söylediler. Beni rahatsız etmiyordu. Eskişehir&#8217;de özel ve devlet olmak üzere birkaç hastane araştırdım. Yapamayacaklarını söyleyerek başka şehirlerdeki hastanelere yönlendirdiler. Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;ni araştırdım. Hocalar ile görüştüm. Direk ameliyata başlanılmadı. İlk önce kisti küçülttüler. Üçüncü seneye girerken ameliyat oldum. İyice küçüldükten sonra ameliyat yaptılar. Ameliyatım da gayet başarılı geçti ve kontrollerim devam ediyor. Gayet memnunum. Diğer araştırdığım yerlere göre çok daha iyiydi. Araştırma hastanesi olduğu için de detaylıca incelediler. İçim çok rahattı. Başlarda ağrım falan hiç yoktu. Ameliyat sürecinde ve sonrasında da sorun yaşamadım. Şuanda da ağrım yok” ifadeleriyle memnuniyetini dile getirdi.“Hem sinirle ilişkiliydi, hem de alt çene kemiğini zayıflatmıştı”Gömülü bir dişle birlikte 7,5 santimetrelik kistin çene bölgesindeki sinirleri ve kemik yapısını etkilediğini belirten ESOGÜ Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nesrin Saruhan, hazırlıksız yapılacak ameliyatın büyük risk taşıdığını belirtti. Sinirlerde uyuşukluk ve çene kemiğinde kırık oluşmasını engellemek için kist küçültme ameliyatı yaptıklarını belirten Doç. Dr. Nesrin Saruhan, “Tuğçe bize geldiğinde 15 yaşındaydı. Alt çenesinde sağdan sola uzanan 7,5 santimetrelik oldukça büyük bir kisti vardı. Bununla ilgili birkaç merkeze gitmiş ama Eskişehir&#8217;de bu tedavinin yapılamayacağı bilgisi verilmiş. Kendisi kliniğimize geldiğinde önce radyolojik muayenelerimizi yaptık. Oldukça büyük bir kist vardı. Hem sinirle ilişkiliydi hem de alt çene kemiğini zayıflatmıştı. Bir de gömülü dişi vardı. İlk etapta parça alıp biyopsisini yaptık. Kist tanısını koyduktan sonra iki aşamalı tedavi planladık. Çünkü mevcut 7,5 santimetrelik kistle ameliyat yapsaydık hem sinirlerde uyuşukluk kalacaktı hem çene kemiğinde kırılma riski oluşacaktı hem de yaklaşık 10 tane dişini kaybetme riski ortaya çıkacaktı. Hastamızın yaşı da küçüktü” dedi.“Kisti hem sinirden uzaklaştırdık, hem de alt çenede yeni kemik oluşumunu bekledik”Yapılan iki aşamalı tedaviyle kisti, küçülttükten sonra ameliyata hazır hale getirdiklerini belirten Doç. Dr. Nesrin Saruhan, uzun hazırlık sürecinin riskleri ortadan kaldırdığını söyledi. Bu tarz durumlarda hastaların korkmadan biran önce tedavi için başvurması gerektiğini belirten Saruhan, şu ifadeleri kullandı:“İlk etapta kisti küçültme ameliyatı yaptık. Ayda bir kontrollere geldi. Var olan 7,5 santimetrelik kisti oldukça küçük hale getirdik. Böylece kisti hem sinirden uzaklaştırdık hem de alt çenede yeni kemik oluşumunu bekledik. Sonrasında ise genel anestezi ile ameliyatı yaptık. Hem kisti çıkarttık hem de kiste neden olan gömülü dişi çıkarttık. Geri kalan dişlerinde de kayıp yaşamadık. Sinirle alakalı bir sorun da oluşmadı. Uyuşukluğu olmadan dişler ağızdaki yerinde bulunuyordu. En önemlisi de alt çenede hiçbir kırık olmadı ve kendiliğinden kemik oluşumu sağlandı. Kist küçültme tedavileri zaman alabiliyor ama sonuçta hasta daha başarılı bir yöntemle tedavi oluyor. Hem hekim hem de hasta için oldukça iyi bir tedavi protokolü olmuş oldu. Bu tip durumlarda hastaların korkmamaları ve ilerlemesini engellemek adına mutlaka yapılması gereken oral patolojileri yaptırması gerekiyor.”Ali Furkan Çetiner &#8211; Mısra Ezginur Göçer</p>
<p><a href="https://www.yedisugazetesi.com/dis-dolgusu-yaptirmak-isterken-cene-bolgesinde-kist-oldugunu-ogrendi-1072h.html">Diş dolgusu yaptırmak isterken çene bölgesinde kist olduğunu öğrendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.yedisugazetesi.com">Yedisu Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yedisugazetesi.com/dis-dolgusu-yaptirmak-isterken-cene-bolgesinde-kist-oldugunu-ogrendi-1072h.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
